Modül 6

s.1.Öğrencilerime,öz -yönelimli öğrenenler olma konusunda nasıl yardımcı olurum?

c.1.Öğrencilere öz güvenleri kazanmaları konusunda onlara destek olurum.Onlara uygun çalışma ortamları hazırlarım.Çalışmaları özendirici etkinlikler hazırlarım.

s.2.Öğrencilerimin farklı gereksinimlerini nasıl karşılarım?

c.2.Farklı seviyedeki öğrenciler tespit edilir. Bunların yetenekli oldukları konular belirlenir.Farklı seviyedeki öğrencilere yapmaktan zevk aldıkları etkinlikler hazırlanarak öğrencilere sunulur.

 

.

 
    modül 4

S 1-Öğrenci örneklerinin hazırlanması ünite beklentilerimi aydınlatmama ve öğretim tasarımını geliştirmeme nasıl yardım edebilir?

C 1-Öğrencilerin konu ile ilgili bakış açılarını belirleyerek uygun proje hazırlamamı sağlar.Uygun kaynakları belirlememe yardımcı olur.

S 2-Öğrenciler projelerini hazırlarken onların öğrenme hedeflerini gerçekleştirmelerini nasıl sağlayabilirim?

C 2-Öğrencilerle neler yapılabileceği konusunda beyin fırtınası yapabilirim.Onlara yararlanabilecekleri kaynaklar gösterebilirim.

 

modül 2

S-1-Öğretim Programı Tasarım soruları öğrenmeyi nasıl destekleyebilir?

C.1-Öğrencilerin merak ettikleri konular belirlenir.Öğrencilerin derse katılımları sağlanır.

S-2-Sürekli bir öğrenci merkezli değerlendirmeyi nasıl planlarım?

C.2-Öğrencileri de değerlendirme etkinliklerine katarak,onların edindikleri kazanımlarını ifade edebilecekleri ölçütler hazırlayarak

 
  • »Permalink
  • Write comment
  • Posted by:marat

modül 7

S/1 Öğrenci merkezli bir sınıfta nasıl rehberlik yapabilirim?

C/1 Üst düzey düşünmeye yönlendirip derse aktif olarak katılımlarını sağlarım kinestetik düşünmeyi sağlarım.

S/2 Öretim uygulamamı desteklemede teknolojiyi nasıl kullanabilirim?

c/2 Sunu , broşür hazırlatıp konuyla ilgili intenet araştırması verip proje ödevleri veririm. 

 
  • »Permalink
  • Write comment
  • Posted by:marat

modül 5

 

 

S/1 Öğrenmeyi nasıl değerlendiririm?

c/1 Öğrencilere anlattığım konularla ilgili koordinasyon hareketleri planı çizerek hangi konuyu tam anlayıp hangisinde eksiklikleri olduğunu anlarım.

S/2 Öğrencileri değerlendirme sürecine nasıl dahil ederim?

C/2 Çizdiğim koordinasyon planını bütün sınıfın görebileceği bir yerde yaptırarak sınıfa  birbirinin hareketlerini değerlendirme fısatı sağlarım .Akran değerlendirmeden yararlanırım. 

 
  • »Permalink
  • Write comment
  • Posted by:marat

Aile içinde işbirliği ve dayanışmanın önemi


default

Aile, insan türünün sürekliliğini sağlayan, ilk toplumsallaşma sürecini oluşturan, karşılıklı ilişkileri belirli kurallara bağlayan, toplum kültürünü kuşaktan kuşağa aktaran, biyolojik, psikolojik, ekonomik, hukuksal yönleri bulunan toplumsal bir kurumdur .                                                                                                                                                                         GENEL OLARAK AİLENİN ROLÜ VE ÖNEMİ
Çocukların gelişim ve eğitiminde ailenin genel anlamdaki görevleri üç grupta toplanabilir.

1. Temel Gereksinimlerin Karşılanması
Canlılar içerisinde en uzun ve en özenli bakıma gereksinime duyan insan yavrusudur.                                                                                                                   

2. Duygusal Gereksinimlerin Karşılanması


Çocuğun sağlıklı bir gelişme gösterebilmesi için biyolojik gereksinimlerin yanında duygusal gereksinimlerin de  karşılanması önemlidir. Bu da çocukluğu süresince ona destek olan ve güven veren bakıcıların varlığına bağlıdır. Çevresindeki insanlara bağımlı ve alıcı bir yapıya sahip olan çocuk, en önemli ilişkiyi anne ya da anne yerine geçen bir kişiyle kurar.
1)Çocuğun herhangi bir engelle karşılaşması ya da başarısızlığı karşısında telaşlanmamak, onu hoşgörü ile desteklemek ve yönlendirmek. Bu durumda ailede anne-baba, okulda öğretmen önemli bir rol oynar.
2)Çocuğa kendi kapasite ve yeteneklerini kullanma, deneme olanağı vererek kapasite ve yeteneklerinin gelişmesini sağlamak.
Çocuk bu yolların birincisinde dış, ikincisinde iç kaynaklı bir özgüven duygusu geliştirir. Çocuğun kendine olan güveni, anne-babasına olan güveninden kaynaklanır ve gelişir .                                                                                                                                       

3. Sosyalleştirme  
Çocuğun çevresindeki insanlara karşı nasıl davranacağını ve toplum içinde karşılaşabileceği durumlarla ya da sorunlarla nasıl başaçıkabileceğini öğrenmesi gerekir.

KAYNAK

* Dönmezer, İbrahim. Ailede İletişim ve Etkileşim, Sistem Yayıncılık, 2001.

 
  • »Permalink
  • Write comment
  • Posted by:marat

Aile içinde işbirliği ve dayanışmanın önemi

Aile, insan türünün sürekliliğini sağlayan, ilk toplumsallaşma sürecini oluşturan, karşılıklı ilişkileri belirli kurallara bağlayan, toplum kültürünü kuşaktan kuşağa aktaran, biyolojik, psikolojik, ekonomik, hukuksal yönleri bulunan toplumsal bir kurumdur Özellikle günümüzde çocukların bakım, gelişim ve eğitimleri konusunda ailenin çok önemli işlevleri vardır ve bu bu işlevlerin diğer toplumsal kurumlar tarafından sağlıklı bir şekilde yerine getirilemeyeceği çok açıktır.
Birtakım araştırmacıların belirttiği gibi çocuğun gelişimi ve eğitimi ile yükümlü olan ailedir. Annebabanın genetik, biyolojik boyutuna, her zaman çok önemli olan sosyolojik ve pedagojik boyutunu da eklemek gerekmektedir Desmet. Çocuklar, karşılaşabilecekleri sorunlarla başaçıkma yollarını, ailelerinden, anne-babalarından öğrenirler. Ruhsal yönden, sağlıklı ya da olumsuz bir kişilik geliştirmelerinin, büyük ölçüde anne-babalarının tutumlarına ve anne-baba-çocuk arasındaki ilişkilere bağlı olduğu söylenebilir.

GENEL OLARAK AİLENİN ROLÜ VE ÖNEMİ
Çocukların gelişim ve eğitiminde ailenin genel anlamdaki görevleri beş grupta toplanabilir.

1. Temel Gereksinimlerin Karşılanması
Canlılar içerisinde en uzun ve en özenli bakıma gereksinime duyan insan yavrusudur. Bu nedenle anne ya da anne yerine geçen birey, çocuğu besler, altını temizler, banyosunu yaptırır, giydirir, hastalandığı zaman onu iyileştirmek için elinden gelen her türlü çabayı harcar ve gerekirse başında sabahlar... Onu dış çevreye ve dış çevreden gelebilecek tehlikelere karşı korur. Temel gereksinimlerin karşılanması sırasında anneyle çocuk arasında bir ilişki ağı örülür. Bu dönemde çocuğun anneyle fiziksel teması, ilişkilerin aynı kişilerle sürdürülmesi ve tutarlılığı çok önemlidir. Çocuğun psikososyal gereksinimlere yönelebilmesi ve duygusal yönden iyi bir gelişme gösterebilmesi, temel gereksinimlerin böyle bir ortamda karşılanmsına bağlıdır.

2. Duygusal Gereksinimlerin Karşılanması        
Çocuğun sağlıklı bir gelişme gösterebilmesi için biyolojik gereksinimlerin yanında duygusal gereksinimlerin de  karşılanması önemlidir. Bu da çocukluğu süresince ona destek olan ve güven veren bakıcıların varlığına bağlıdır. Çevresindeki insanlara bağımlı ve alıcı bir yapıya sahip olan çocuk, en önemli ilişkiyi anne ya da anne yerine geçen bir kişiyle kurar.
İlk yıllarda bebek biyolojik gereksinmeleri karşılandığı zaman haz, karşılanmayınca acı duyar. Çocuğun alıcı özelliğine karşı, annenin verici olabilmesi ikisi arasında bir düzenin, bir bütünün oluşmasını sağlar. Bebekle annesi arasında dengeli bir birliktelik sağlanabilirse, bebekte bir "iyi olma", "kendini iyi hissetme" durumunun gelişmesi gözlenebilir. Çocukla anne  ya da anne yerine geçen kişi arasındaki ilişkinin sağlıklı olup olmaması, özgüven duygusunun da sağlıklı olup olmamasına yolaçar. Özgüven duygusu iki şekilde gelişir:
1)Çocuğun herhangi bir engelle karşılaşması ya da başarısızlığı karşısında telaşlanmamak, onu hoşgörü ile desteklemek ve yönlendirmek. Bu durumda ailede anne-baba, okulda öğretmen önemli bir rol oynar.
2)Çocuğa kendi kapasite ve yeteneklerini kullanma, deneme olanağı vererek kapasite ve yeteneklerinin gelişmesini sağlamak.
Çocuk bu yolların birincisinde dış, ikincisinde iç kaynaklı bir özgüven duygusu geliştirir. Çocuğun kendine olan güveni, anne-babasına olan güveninden kaynaklanır ve gelişir (Geçtan, 1986). Ergenlik döneminde anne-baba ergenin kendini özdeşleştirebileceği en önemli modelleri oluştururlar. Erkek ergenlerin kişilik gelişmesinde ve çatışmasında karşılaşabilecekleri güçlükleri karşılayabilecek güçte bir babaya , kız ergenlerin de kendilerine başarılı bir model oluşturacak bir anneye gereksinimleri vardır. Ancak böyle bir ortam içinde ergenler kendilerini güven içinde hisseder ve temel güven duyguları geliştirebilirler.

3. Çocuğun Korunması  
Çocuklar büyüdükçe anne-babaların işlevleri ve görevleri, onların davranışlarını denetleme, yönlendirme ve teşvik etme çevresinde yoğunlaşır. Aile bir yandan çevrenin çocuk üzerindeki baskılarını azaltır, bir yandan da ona kapasite ve yeteneklerini geliştirme fırsat ve olanağı sağlar. Başka bir deyişle, çevrenin çocuk üzerindeki etkilerini tamamen ortadan kaldırmaz,fakat bu etkileri çocuğun direnç (katlanma) düzeyine uygun bir duruma getirerek ona çevresi ile ilk ilişkileri kurma gücünü verir. Böylece aile, çocuğa gerçeği yaşama, yaşamı yaşayarak öğrenme, kendini ortaya koyma ve kendine özgü bir kişilik geliştirme fırsatı tanır.

4. Sosyalleştirme  
Çocuğun çevresindeki insanlara karşı nasıl davranacağını ve toplum içinde karşılaşabileceği durumlarla ya da sorunlarla nasıl başaçıkabileceğini öğrenmesi gerekir. Bu anlamda ilk toplumsal  değerlerin, kuralların ve toplumsal ilişkilerin  öğrenildiği yer, ailedir ( Kourganof-Duroussy, 1981).  Çocuğun anne-baba ve diğer aile üyeleri ile etkileşimi onun aile içindeki yerini belirler. İlk sosyal deneyimlerin edinildiği yer ailedir. Çocuk, bir yandan sosyal bir varlık olduğunun bilincine varır, bir yandan da davranışlarını taklit edeceği bir modele gereksinim duyar.
Aile çocuğu günlük yaşama katar, ona yaşamı, birçok etkinliği ve temel alışkanlıkları öğretir, onun birçok kavramı keşfetmesini sağlar. Çocuğa karşılıklı ilişkiler ortamında kültürden büyük ölçüde etkilenmiş olan maddi, sosyal ve duygusal bir referans çerçevesi sunar. Böylece aile çocuğu, kendi türünde uygun bir yaşam içinde yeralmaya ve belli bir kültüre yöneltir.

5. Bilgi ve Beceri Kazandırmak             
Çocuk büyüdükçe bilgi ve deneyimlerini artırıcı fırsatlara gereksinme duyar. Eğitim-öğretime anadilini kullanmayı öğretmenle başlamak, erken yaştan itibaren diğer insanlarla da konuşma dilini geliştirecek fırsat ve olanakları sağlamak anne-babanın görevidir.
Ayrıca çocukta oluşan ilgi ve merakın da doyurulması gerekir. Bu, onun zihinsel gelişmesini sağlar. Öğretmek, çocuğa konuşma dilini öğretmek kadar motor becerileri kazanmasını, günlük yaşamda karşılaştığı sorunları çözmesini, kendini denetlemesini, heyecanları ile başaçıkmasını, doğal ve toplumsal çevre konusunda bilgi edinmesini ve ahlaki ve geleneksel değerleri kazanmasını öğretmek gibi çok geniş bir alanı kapsar ( Ekşi, 1990).
Kısaca aile, çocuğun temel gereksinmelerini karşılar. Çevreden gelebilecek baskılara ve tehlikelere karşı onu koruyarak bir güven ortamı oluşturur. Çocuk sevildiğini ve kabul edildiğini görerek, yeteneklerini deneme ve geliştirme olanağı bularak temel güven (özgüven) duyguları geliştirir. Aile çocuğun sosyalleşmesinde, kültürel norm ve değerlerin ona aktarılmasında işlevselliği en büyük kurumdur. Aile, çocuğa cinsel bir kimlik kazandırır ve toplumsal rollerini öğretir, işbirliği ve dayanışma anlayışını geliştirir.
Endüstrileşmiş toplumlarda kadının ve erkeğin ailedeki rolleri ve işlevleri değişmiştir. Kadının çalışma yaşamına katılması, erkeğin rollerinde birtakım değişmelere neden olmuştur. Anne, çocuk için içinde yaşanılan dünyanın yorumlanmasında ve toplumun temsil edilmesinde ilk örnektir. Çocuk, annesinin gözetimi ve denetimi altında, yakın çevresini ve herşeyin anlamını keşfeder. Annesinin hareketlerini ve etkinliklerini izleyerek nasıl davranılacağını ve yaşanacağını öğrenir. Böylece ilk ortak yaşam özdeşleşme ve taklitle sürer.               
Doğumdan sonra, tıpkı annede olduğu gibi babanın da çocukla duygusal bir ilişkiye girebilmesi için onunla fiziksel bir temasa gereksinimi vardır. Bunun için de babanın çocuğun bakım ve oyun etkinliklerine katılması gerekir. Çocuk otoriteyi ilk kez annesi aracılığıyla tanır. İkinci yılın sonuna doğru çocuk, davranışlarının çevresi üzerinde etkili olduğunu keşfettiği zaman, istekleri ile davranışlarını birleştirmesi gerektiğini öğrenir. İlk otorite annedir, fakat çocuğun yavaş yavaş oluşturduğu değerler sisteminin ve düşüncelerinin kaynağı geniş ölçüde babadır.
Sanayileşme ve kentleşme sonucu, genel olarak, küçülen ve görevlerinin bir bölümünü  diğer kurumlara devreden ailenin işlevlerinin bittiğini ve ortadan kalkacağını ileri sürmek doğru değildir. Bilişim ve iletişimin aşırı derecede geliştiği ve her tür olanağın sağlanabileceği bir dönemde, hiçbir kurum ailenin geleneksel toplumdaki işlevlerini tek başına yerine getiremez. Günümüz koşullarında bireylerin ve kurumların ayrışması ve yalnız belirli işlevleri yerine getirmesi son derece doğaldır. Doğal olmayan, aieyi bu sürecin dışında tutmak ve işlevinin bittiğini ileri sürmektir. Aslında aile gerçek işlevine şimdi kavuşmuştur. Çocukların toplumsallaştırılmalarında, özellikle temel ve duygusal gereksinimlerin karşılanmasında ailenin yerini alacak ve bu işlevleri daha iyi bir şekilde yerine getirebilecek bir kurumun olduğunu belirtmek çok güçtür.

KAYNAK

* Dönmezer, İbrahim. Ailede İletişim ve Etkileşim, Sistem Yayıncılık, 2001,

 
  • »Permalink
  • Write comment
  • Posted by:marat
About me
« November 2009 »
  • Su
  • Mo
  • Tu
  • We
  • Th
  • Fr
  • Sa
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • 23
  • 24
  • 25
  • 26
  • 27
  • 28
  • 29
  • 30
  • .
  • .
  • .
  • .
  • .

Member-List
21Publish - Cooperative Publishing